Etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkinlikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2011 Salı

Film Çözümlemeleri-"Kıskanmak" Hakkında



 Duyduğum en güzel haberdi bu! Bana e-posta yoluyla gelmiş, sizinle paylaşmak istedim. Ben muhakkak orda olacağım.
 Bu arada, Nahid Sırrı Örik'in "Kıskanmak" adlı romanı ve Zeki Demirkubuz tarafından çekilmiş filmi hakkında yazdığım yazıyı şurdan okuyabilirsiniz.

 Ve evet, çok güzel bir tez. Konuyu kıskandım. Özge Soylu tarafından yazılmış.
 "Nahid Sırrı Örik, Kıskanmak ve Psikanaliz".

29 Ocak 2011 Cumartesi

Gündelik-II: Frida Kahlo, Kot İşçileri Konseri, Özdemir Asaf

   Size son yazımda bahsettiğim, silikozis hastası kot işçileri yararına düzenlenen konserdeydim 25 Ocak akşamı. Bir saat belgesel gösterimini de katınca beş saat süren, yorucu bir konserdi. Ancak hiçbir konserde örneğine rastlayamayacağınız çeşitlilikte olduğunu söyleyebilirim. Her yöreden türkülerle Türk Halk Müziği, rock, pop, ritm, dans, belki bir nebze arya... Tüm destekçi sanatçılara ve derneğin kurucuları, emekçileri Yasemin Göksu ve eşi Mehmet Demir'e teşekkür ederim. Özel bir teşekkür de, İspanya'dan bu konser için gelen ve tüm masraflarını kendisi arşılayan Oryantal Christiane Azem için. Gecenin yıldızları ise bence- Leman Sam sevdama rağmen- Mor ve Ötesi'yle Marsis'ti.


Konser arasında, derneğe ait ve yine bağış amaçlı rozetler, afişler, gösterimi yapılan belgeselin ve silikozis konulu kısa film “Dönüş”ün cd'leri satıldı. Ben Serdar Yıldırım'ın çektiği bu filmi ne zamandır merak ediyor ve arıyordum, tabii bu fırsatı kaçırmadım.
   Gece yarısına doğru bittiği için oldukça yorulsam da, gidebildiğim için gerçekten mutluyum.

   Yeri gelmişken bu bağış konserlerine nasıl baktığımdan da söz edeyim: Bu, bana etik gelmiyor. Yani yaptığınız bağışın karşılığını aldığınız zaman aslında bağış yapmış sayılmayabilirsiniz bile. Kurumlar, bağışları artırmak ve seslerini duyurmak için elbette böyle etkinlikleri düzenlemek zorunda kalıyorlar. Bu konserlere gidip onları desteklemek önemliyse de, seyircinin bunun gerçek bir yardım olmadığını bilmesi gerek. Bunun gibi karşılığını aldığın hiçbir yardım da gerçek bir bağış sayılmaz bana kalırsa. O sebeple asıl destekçiler, derneği bu zamana kadar yaşatan o isimsiz ve yardımsever insanlardır.
   Konserin sonunda sahneye çıkan silikozis hastalarını ve küçük çocuklarını görünce hakikaten çok üzüldüm. Para için canlara kıyılıyor. Düşünün, bu fotoğraftaki çocuklar, eğer babaları tedavi edilemezse, yakın zamanda babasız kalacaklar. Yalın gerçek bu. Ne olur, siz de elinizden geldiğince duyurun bu mücadeleyi. Hayatımız, yemekten içmekten uyumaktan ibaret olmasın, bir canı belki kurtarırsınız; hayatımızı anlamlandırırız.

                                                                             * * *
Kocası Rivera'yı kucağına almış Frida
Frida Kahlo, Evreni Kucaklayan Aşk, Toprak(Meksika), Ben, Diego ve Senyor Xoleti, 1949
Bunun ardından bahsetmek biraz yersiz olacak. Ama ha yazdım ha yazacağım derken neredeyse sergi sonlanacak diye hakkında bir iki kelam edeyim dedim. Frida Kahlo ve eşi Diego Rivera'nın resim sergisinden bahsediyorum. Benim gibi resmin teknik tarafından çok fazla anlamayan biri için bile büyüleyici bir sergiydi. Frida'nın otoportreleri, neşeli renkleri sizi o anda çarpmasa bile sergiden çıktığınızda aklınıza kazınıyor; olur olmadık yerlerde hatırlıyorsunuz. Rivera, Frida'dan daha kıdemli bir ressam; fakat ben yine de Frida'yı tercih ederim.
   Pera Müzesi'nde 20 Mart'a kadar sürecek bu sergi, Türkiye'ye ilk kez geliyor.
   Renkli ve kendine has kıyafetleriyle, Rivera'yla yaşadıkları sallantılı aşkla hep merak uyandıran bir kadın oldu, hatta filmi bile çekildi Frida Kahlo'nun. Müzenin bir köşesinde, onun hayatını anlatan bir belgesel de dönüyor sürekli, izleyebilirsiniz.

Karakalem. Ayrıntılar insanı sarsıyor.
   Genç kızlığında, yaşlı bir adam olan Rivera'yı daha tanımadan sanatına âşık olup onunla evleneceğini söyleyen, sonunda haklı çıkan, Rivera'dan bir çocuk hayatının büyük isteğiyken hastalığı sebebiyle çocuk sahibi olamayan Kahlo'nun tabloları, onun hayatı bilindiğinde daha da anlam kazanıyor. Sürrealist resme yöneldiğinde hep ayakları çizmiş (bir ayağı daha kısa olduğu için; ömrü boyunca, ona tarzını kazandıran uzun etekleri giymesinin sebebi de bu) ve düşük yaptığında çizdiği cenin resmi, kanaması olduğunda Rivera'nın onu çizdiği resim beni sarstı. Acısını resimden bile hissettim, çok çarpıcı; muhakkak görmelisiniz.

Frida'nın ilk sergisine ait bir davetiye de sergilenenler arasında.



Gitmişken realist Rus resimlerini de görmek şahane oldu. Bu tablolar da Rus Devlet Müzesi'nden ilk kez getiriliyor. Tolstoy'un da bir portresinin bulunduğu bu sergiyi anlatacak kelime bulamıyorum; çünkü ben hakiki anlamda Rus ressamları hayranıyım. Gerçekliğe, renklere hayretle bakmamak elde değil. Simsiyah bir fonda, simsiyah kıyafetiyle çizilen bir portrenin nasıl da fonla karışmadığını, kadifeymiş gibi görünen elbiseleri (Resimde bunu nasıl yaparlar, aklım almıyor), devasa bir pazar yeri tablosu (şaheser), hepsi hepsi birer şaheserdi. Bunların bir ikisini burda paylaşsam bile yakından görmenizi tavsiye edeceğim; çünkü burada hakikaten sıradan birer resim gibi görünüyor. Fırçaların izine kadar görebildiğiniz bu resimleri yakından görmeden ve realist sanatı tanımadan hakikaten hiçbir sanatla uğraşmamak gerek. Bu resimlerle Tolstoy'un, Dostoyevski'nin eserleri adeta canlanıyor.
Nikolay Yaroşenko, Yazar Lev Tolstoy'un Portresi, 1894

Kapiton Zelentsov, Piyotr Basin'in Atölyesi, 1833

 

Bu, yaklaşık 3 metre boyutunda bir resimdi. Mutlaka yakından görülmesini öneririm.
Konstantin Makovski, Maslenitsa Bayramı'nda St.Petersburg'da Admialteyski Bulvarı, 1869
   Alt kattaki Oryantalist koleksiyon sergisinde Osmanlı'yı resmeden tablolar, “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı ünlü tablonun aslı, Osman Hamdi Bey'in diğer bir iki tablosu ve dönemin İstanbul'unu da gitmişken görünüz. Bilen bilir, kahvehane araştırmacısıyım; kahvehaneye ait tablolar zaten beni heyecanlandırmaya yetti. Bu sergiye ikinci kez gidiyorum ve bu seferde de ilki kadar hayran oldum. Hareme dair tartışmalar da bu denli artmışken gidip yabancı ressamların hayal ettikleri haremi çizdikleri tabloları görmek fena fikir değil.
   Pera Müzesi, Meksika, Rus ve Osmanlı tablolarını (Oryantalist demek daha doğru) aynı anda sunuyor. Hatta eski çağlardan bu yana Anadolu'da kullanılmış ağırlık ve ölçülerinin sekiz binden fazla parçasını da görebilirsiniz müzede.
   Hiçbir sergiye gitmemiş, resmi de fazlaca bilmeyen biri iseniz bile, gözünüzü ve ruhunuzu sadece burayı gezerek bile doyurabileceğinizi iddia edebilirim.
   Kahlo ve Rivera sergisini başladığından beri 25 bin kişi ziyaret etmiş, bunu da belirteyim.
                                                                              * * *

28 Ocak'ta 30. ölüm yıl dönümüydü Türkiye'nin en çok sevilen şairlerinden Özdemir Asaf'ın. “Türkiye'nin en çok sevilen şairlerinden” tamlaması, öylesine bir tamlama değil. Hangi şiirsevere şair ismi sorsam onun adını vermiştir. Benim de küçüklüğümde aldığım üçüncü şiir kitabı ona aitti.
   Kızı Seda Arun o gün Cumhuriyet'te ne güzel dedi:

“... Ama babam: “Bir insan bir insanı bir şey görür, bu hayattır. / Bir insan bir insanı birçok şey görür, bu sevgidir. / Bir insan bir insanı her şey görür, bu aşktır. / Bir insan bir insanı hiçbir şey görür, bu doğu’dur. / Bir insan bir insanı görmez, bu ölümdür” der.
   İki ay süren kısa hastalığının ardından babam gitti. Benim babamı “görmez”liğim 30 yıldır devam ediyor.
   Ama Özdemir Asaf yaşıyor.”
                                                                   * * *
Not: Bir kehanet mi gerçekleşiyor: Amazon, 2010 yılının ilk üç ayında sattığı e-kitap sayısının basılı kitabı geçtiğini duyurdu.

7 Aralık 2010 Salı

2. Edebiyat Mevsimi Edebiyat Festivali Programı

 2. edebiyat festivalimiz dün başladı ve 11 Aralık'ta sona erecek. Yer, Kızlarağası Medresesi ( Sultanahmet). Ben geçen yıl bu festivale katılmıştım. Bu yıl da katılacağım elbette. İnternette tam programına çok zor ulaştım, bunun için blogda da yayımlamak gereğini duydum. Haberi olmayan varsa bu vesileyle de duymuş olur diye düşündüm.

 Program bence doyurucu.


7 Aralık 2010 Salı

HİKÂYE ATÖLYESİ

Roman Karşısında Öykü

Saat: 13.30-16.30


• Yön.: Necati Mert

“Romanın İktidarında Öykü Sivilliği”

• Cemal Şakar

“Hikâyede Kahramandan Tipe”

• Melek Paşalı

“Hikâye Neden Güzeldir?”

• Sibel Eraslan

“Vaktin Oğlu Olarak Hikâye”


MÜREKKEBİ KURUMADAN

Yazarın Serçe Parmağı’nda Ne Var?

Saat: 17.00-18.30


• Takdim: Asım Gültekin

• Gökhan Özcan / Serçe Parmağı

* Gökhan Özcan ile yeni çıkan kitabı hakkında söyleşi…

ŞİİR AKŞAMI

İstanbul’da Şiirden Bir Akşam

Sunucu: Mehmet Şahin

Saat: 19.30-22.00


Ahmet Mercan

A. Ali Ural

Betül Dünder

Cafer Keklikçi

Furkan Çalışkan

Hüseyin Akın

Kâmil Eşfak Berki

Mehmet Can Doğan

Mehmet Erte

Mustafa Fırat

Osman Sarı

Sedat Umran

Zeynep Köylü


8 Aralık 2010 Çarşamba


ROMAN ATÖLYESİ

Romanların Unutulmaz Kahramanları

Saat: 13.30-16.00


• Yön.: Fatma K. Barbarosoğlu

• Nazan Bekiroğlu

“Unutulmaz Roman Kahramanlarım”

• Oya Baydar

“Romanlar mı Daha Kalıcı, Kahramanlar mı?”

• Şebnem İşigüzel

“İtinayla Roman Kahramanı Yaratılır: Roman Kahramanı Olmak İsteyen Dedem Abidin İşigüzel ve Onun Bu Hayalini Gerçekleştiren Romancı Torun”

• Zeki Bulduk

“Modern Dünyanın Kapısında Mistik Roman Kahramanları”

EDEBİYATIMIZDA ÇEVİRİ

Bir Sanat Olarak Tercüme

Saat: 16.30-18.30


• Yön.: Cemal Aydın

“Dünyanın En Sorumlu İşi: Tercüme”

• Ahmet Cemal

“Bir Sanat Olarak Edebiyat Çevirisi”

• Necmiye Alpay

"Edebiyatımızda Olası Çeviri Etkilerine Dair"

• Samed Karagöz

“Türk Edebiyatının Küreselleşmesi Açısından Çevirinin Önemi”

• Senail Özkan

“Tercüme Estetiği ve Poetik Tercüme”

• Tozan Alkan

“Şiir Çevirisi ve Güçlükleri”

SİNEMA GÖSTERİMİ

Sinema-Edebiyat İlişkisi

Saat: 19.30-22.00
Söyleşi: Burçak Evren – İhsan Kabil

Dünya ve Türk Sinemasından Örneklerle Sinema-Edebiyat İlişkisi


9 Aralık 2010 Perşembe


DENEME ATÖLYESİ

Türk Edebiyatında Deneme Türünün Gelişim Seyri

Saat: 13.30-16.00

• Yön.: Necmettin Turinay

“Deneme Türleri’nin İlk Mübeşşirleri”

• Kemal Sayar

“Ruha Dokunan Deneme”

• Metin Karabaşoğlu

“Denemenin Geleceği”

• Nihat Dağlı

“Denemenin ‘Şahsi’liği ve Şahsımın Denemesi”

• Turan Karataş

“Türk Denemeciliğinde Bir Öncü: Salâh Birsel”


ÇOCUK EDEBİYATI ATÖLYESİ

ABCÇDİJİTAL / Yeni İletişim Düzeninde Çocuk Edebiyatı

Saat: 16.30-18.30


• Yön.: Salih Zengin

“İletişim Çağı, Çocukluğu Ne Yaptı?”

• Ahmet Mercan

“Modern Dönem Çocukluğu”

• Mevlana İdris

“Dijital Evrende Çocukluk ve Edebiyatı”

• Musa Güner

“ABCÇDİJİTAL… Yeni Çocuğun Edebiyatı”

• Yalvaç Ural

“Teknoloji ve Çocuk Kitaplarının Yeni Şapkası”

ÇİZGİ ROMAN ATÖLYESİ

Çizgi Roman ve Edebiyat

Saat: 19.30-22.00

• Yön: Asım Gültekin

“Çizgi Romanlardan Beslenen Edebiyatçılar”

• Dağıstan Çetinkaya

“Çizgi ile Çizgi Roman Arasındaki Nüanslar”

• Şafak Tavkul

“Çizgi, Sinema ve Propaganda”

• Volkan Akmeşe

“Çizgi Roman Yazımında Yazar-Çizer İşbirliği”

• Yusuf Kot

“Dinimizde Süpermen’in Yeri”


10 Aralık 2010 Cuma

İSTANBUL TÜRKÇESİ ÜZERİNE

Dünü, Bugünü ve Yarını ile İstanbul Türkçesi

Saat: 13.30-16.00


• Yön.: D.Mehmet Doğan

“İstanbul Türkçesi’nin Macerası”

• Ahmet Turan Alkan

“Türkçe’nin Bütün Renkleri”

• Doğan Hızlan

“İstanbul Türkçesi’ni Konuşmak”

• Hayati Develi

“İstanbul Türkçesi (Dünü ve Yarını)”

• Uğur Derman

“Dünü, Bugünü ve Yarını”



HALK EDEBİYATI

Edebiyatı ve Musikisi ile İstanbul*un Çalgılı Kahvehaneleri

Saat: 16.30-18.30



• Yön: Nurettin Albayrak

• Muharrem Kaya

“İstanbul’un Çalgılı Kahvehanelerinin Âşık Edebiyatı Açısından Önemi”

• Abdülkadir Emeksiz

“İstanbul Kahvehaneleri”

• Süleyman Şenel

“İstanbul’un Kültür Hayatında Bir Musiki Mekânı Olarak ‘Çalgılı Kahveler’”



DÜNYA GÖZÜYLE İSTANBUL

İstanbul Dünya Aynasında

Saat: 19.30-22.00



• Takdim: Ahmet Mercan

• Sinevizyon Gösterimi




11 Aralık 2010 Cumartesi



ÖDÜL TÖRENİ

Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülleri 2010

Saat: 13.00-14.00

Sunucu: Mehmet Şahin

* Deneme Büyük Ödülü ve Değerlendirme

* Hikâye Büyük Ödülü ve Değerlendirme

* Roman Büyük Ödülü ve Değerlendirme

* Şiir Büyük Ödülü ve Değerlendirme

Ön Jüri: A. Ali Ural, Ahmet Mercan, Asım Gültekin, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Hüseyin Akın, Hüseyin Emiroğlu, İrfan Çalışan, Mahmut Bıyıklı, Mustafa Özcan

Jüri: Ahmet Kot, A. Ali Ural, D. Mehmet Doğan, Handan İnci, Haydar Ergülen



AÇIK OTURUM

2010 Yılında Türk Edebiyatı

Saat: 14.00-17.30

• Yön: Beşir Ayvazoğlu

• Abdullah Uçman“2010’da Üniversitelerde Edebiyat Faaliyetleri”

• A.Ali Ural

“2010’un Şiir Kitapları”

• Baki Ayhan T.

“2010’da Türk Şiiri”

• İskender Pala

“2010 Yılında Türk Edebiyatına Genel Bir Bakış”

• M. Fatih Andı

“2010 Yılı Romanlarına Tematik Bir Bakış”

26 Eylül 2010 Pazar

İstanbul'un Şenlikli Zamanı- Ne Eğitimi Alalım, Nerelere Gidelim Yazısı




 Yazı çok sevmekle birlikte, eylül ayının bir başka özel olduğunu düşünüyorum. Bunun en büyük sebebi, kursların, seminer, söyleşiler, sergiler ve konserlerin başlıyor olması. Çünkü benim hayatımın rengi bu etkinlikler.
 Onun içindir ki, eylül ayına ayak basınca içimi bir heyecan kaplıyor. "Acaba bu sene ne eğitimi alsam, acaba neler öğrensem, kimleri izlesem?" merakıyla, internet sayfalarını bir bir açıyorum. Ve eylül biterken, kafamda pek çok soru cevaplanmış oluyor.

 Bu yazının uzun olacağından şüphe etmeyin. Pek çok kişinin, çok yazı yazıyor görüntüsü vermek için beş-altı yazıya dökeceği bu etkinlikleri ben "derli toplu ve uzun yazı" görünümünü sevdiğimden tek seferde söylemek istiyorum.

 Hadi, "Benim Etkinliklerim" diye bir başlık altında bahsetmeye başlayayım.
 1. Öncelikle Zeytinburnu ücretsiz sanat ve kültür kursları veriyor. Bu semtte oturuyorsanız, şan eğitiminden karikatüre yazarlık seminerlerinden oyunculuk kursuna her şeyi, ücretsiz olarak öğrenebilirsiniz. Tek şartı, bu semtte oturmak. Ve sertifika da veriyorlar. Başka semtlerde de benzer uygulamalar vardır şüphesiz, istiyorsanız bir araştırın.

2. Yazarlık atölyeleri (Semih Gümüş ve Murat Gülsoy'un verdiği) başlıyor, kayıtlar bitmiş de olabilir. Yazar Ali Ural da, Çemberlitaş Kültür Merkezi'nde veriyor bu eğitimi. Bir bakın.

3. Kendime not: Galapera'nın seminer programlarına bakılmalı! Geçen yıl, bir arkadaşımın tavsiyesiyle Tezer Özlü okumalarına gitmiştim Tünel'deki bu yerde, çok keyifliydi. Mutlaka yeni çalışmalar vardır, hemen bakacağım. (Reji, Diksiyon, Oyunculuk eğitimleri veriyor.)

4. Nirengi'de Buket Uzuner seminer veriyordu, harika okuma programları vardı. Ama sanırım, liste dolmuş. Belki dinlemeye gidebiliriz. Orada ve Özgür Üniversite'de Karl Marx Kapital okuması, siyasetle ilgili seminerler, film gösterimleri ve üzerine sohbetler, psikolojiyle ilgili harika programlar var. Bence bir an önce kayıt olun. Nirengi, Ortaköy'de.

5. İki yıl evvel Vefa'daki Bilim ve Sanat Vakfı'nın sinema, bilim tarihi ve edebiyatla ilgili üç seminerine kaydolmuştum. Daha önce de, roman okuma grubundaydım ( Yine bir arkadaşımla gitmiştik). Burada o kadar çeşitli eğitimler var ki, inanın seçim yapmakta zorlanacaksınız. Kayıtlar, 4-15 Ekim'de. Ve ücretsiz. Seminer programları henüz açıklanmadığından bahsedemiyorum.

6. Attila İlhan Kültür Merkezi'nde geçen yıl harika konuşmalara katıldım. Bu yıl ne var diye bir bakayım dedim; ama sayfa maheme kararıyla engellenmiş. Trajik!



7. Siz siz olun, yarın YKY'deki (18.30) Türkan Şoray, Zülfü Livaneli, Selim İleri'nin Yaşar Kemal'i anlatacağı söyleşiyi ve Güneş Karabuda'nın Yaşar Kemal fotoğraflarının bulunduğu sergiyi kaçırmayın!

8. YKY'nin Osmanlıca eğitimi programına yeni başlayanların kaydı 30 Eylül'de bitiyor. Ben de orda olacağım, eğitimi veren Yücel Bey bu konuda oldukça yetkin. Osmanlıca eğitimini veren yerlerden biri de, Tarih Vakfı. Bu iki yeri tercih edebilirsiniz.



9. Geçen gün, bir basın toplantısıyla Şehir Tiyatroları'nın yeni oyunları tanıtıldı. Tiyatronun sahne açacağı 1 Ekim'i hasretle bekliyorum bu sebepten. Listeyi görünce heyecanlandım demek, az kalır; yerimde duramadım.

Alemdar (Engin Alkan),
Surname 2010 (Yiğit Sertdemir-Candan Selda Balaban),
Zırhlı Kurt (Erol Keskin), Kadın Hayattır,
Memattır Kadın (Sema Keçik), Aşk Halleri (Hülya Karakaş) ve
Murathan Mungan'ın yazdığı, Ersin Umulu'nun yönettiği Dört Kişilik Bahçe.

Yabancı oyunlar ise,
 Marat-sade, Tehlikeli İlişkiler, Arzunun Onda Dokuzu ve Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum.

 Hâlâ üzerinde çalışılan oyunlar beni benden aldı.
 Turan Oflazoğlu'nun yazdığı "Kösem Sultan", Aziz Nesin'in "Toros Canavarı", Bilgesu Erenus'un "Arka Bahçe"si ve Ziya Osman Saba'nın eserinden uyarlanan "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" ( Bu, izlemeyi en çok istediğim) bunlardan bazıları. Maksim Gorki'nin yazdığı Vassa Jeleznova, William Shakespeare'in Hırçın Kız, Bertolt Brecht'in yazdığı Galilei Galileo ile Harold Pinter'ın Eski Günler.

Ekim ayı biletleri satışa sunuldu.

10. Hayranı olduğum Goran Bregoviç'in 8 Ekim'de Küçükçiftlikpark'ta konseri var. Mutlaka gitmek istiyorum.

11. İstanbul Tanpınar Festivali, 30 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında hüküm sürecek.

12. Benim hiç kaçırmadığım İBB Kültür Sanat programlarına da göz atın. Gerçekten çok hoş söyleşi, sinema gösterimleri ve sergiler oluyor.

Devamı gelecek, biraz yoruldum;) Ya sizin önerileriniz neler, hadi bana bildirin.