26 Eylül 2010 Pazar

İstanbul'un Şenlikli Zamanı- Ne Eğitimi Alalım, Nerelere Gidelim Yazısı




 Yazı çok sevmekle birlikte, eylül ayının bir başka özel olduğunu düşünüyorum. Bunun en büyük sebebi, kursların, seminer, söyleşiler, sergiler ve konserlerin başlıyor olması. Çünkü benim hayatımın rengi bu etkinlikler.
 Onun içindir ki, eylül ayına ayak basınca içimi bir heyecan kaplıyor. "Acaba bu sene ne eğitimi alsam, acaba neler öğrensem, kimleri izlesem?" merakıyla, internet sayfalarını bir bir açıyorum. Ve eylül biterken, kafamda pek çok soru cevaplanmış oluyor.

 Bu yazının uzun olacağından şüphe etmeyin. Pek çok kişinin, çok yazı yazıyor görüntüsü vermek için beş-altı yazıya dökeceği bu etkinlikleri ben "derli toplu ve uzun yazı" görünümünü sevdiğimden tek seferde söylemek istiyorum.

 Hadi, "Benim Etkinliklerim" diye bir başlık altında bahsetmeye başlayayım.
 1. Öncelikle Zeytinburnu ücretsiz sanat ve kültür kursları veriyor. Bu semtte oturuyorsanız, şan eğitiminden karikatüre yazarlık seminerlerinden oyunculuk kursuna her şeyi, ücretsiz olarak öğrenebilirsiniz. Tek şartı, bu semtte oturmak. Ve sertifika da veriyorlar. Başka semtlerde de benzer uygulamalar vardır şüphesiz, istiyorsanız bir araştırın.

2. Yazarlık atölyeleri (Semih Gümüş ve Murat Gülsoy'un verdiği) başlıyor, kayıtlar bitmiş de olabilir. Yazar Ali Ural da, Çemberlitaş Kültür Merkezi'nde veriyor bu eğitimi. Bir bakın.

3. Kendime not: Galapera'nın seminer programlarına bakılmalı! Geçen yıl, bir arkadaşımın tavsiyesiyle Tezer Özlü okumalarına gitmiştim Tünel'deki bu yerde, çok keyifliydi. Mutlaka yeni çalışmalar vardır, hemen bakacağım. (Reji, Diksiyon, Oyunculuk eğitimleri veriyor.)

4. Nirengi'de Buket Uzuner seminer veriyordu, harika okuma programları vardı. Ama sanırım, liste dolmuş. Belki dinlemeye gidebiliriz. Orada ve Özgür Üniversite'de Karl Marx Kapital okuması, siyasetle ilgili seminerler, film gösterimleri ve üzerine sohbetler, psikolojiyle ilgili harika programlar var. Bence bir an önce kayıt olun. Nirengi, Ortaköy'de.

5. İki yıl evvel Vefa'daki Bilim ve Sanat Vakfı'nın sinema, bilim tarihi ve edebiyatla ilgili üç seminerine kaydolmuştum. Daha önce de, roman okuma grubundaydım ( Yine bir arkadaşımla gitmiştik). Burada o kadar çeşitli eğitimler var ki, inanın seçim yapmakta zorlanacaksınız. Kayıtlar, 4-15 Ekim'de. Ve ücretsiz. Seminer programları henüz açıklanmadığından bahsedemiyorum.

6. Attila İlhan Kültür Merkezi'nde geçen yıl harika konuşmalara katıldım. Bu yıl ne var diye bir bakayım dedim; ama sayfa maheme kararıyla engellenmiş. Trajik!



7. Siz siz olun, yarın YKY'deki (18.30) Türkan Şoray, Zülfü Livaneli, Selim İleri'nin Yaşar Kemal'i anlatacağı söyleşiyi ve Güneş Karabuda'nın Yaşar Kemal fotoğraflarının bulunduğu sergiyi kaçırmayın!

8. YKY'nin Osmanlıca eğitimi programına yeni başlayanların kaydı 30 Eylül'de bitiyor. Ben de orda olacağım, eğitimi veren Yücel Bey bu konuda oldukça yetkin. Osmanlıca eğitimini veren yerlerden biri de, Tarih Vakfı. Bu iki yeri tercih edebilirsiniz.



9. Geçen gün, bir basın toplantısıyla Şehir Tiyatroları'nın yeni oyunları tanıtıldı. Tiyatronun sahne açacağı 1 Ekim'i hasretle bekliyorum bu sebepten. Listeyi görünce heyecanlandım demek, az kalır; yerimde duramadım.

Alemdar (Engin Alkan),
Surname 2010 (Yiğit Sertdemir-Candan Selda Balaban),
Zırhlı Kurt (Erol Keskin), Kadın Hayattır,
Memattır Kadın (Sema Keçik), Aşk Halleri (Hülya Karakaş) ve
Murathan Mungan'ın yazdığı, Ersin Umulu'nun yönettiği Dört Kişilik Bahçe.

Yabancı oyunlar ise,
 Marat-sade, Tehlikeli İlişkiler, Arzunun Onda Dokuzu ve Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum.

 Hâlâ üzerinde çalışılan oyunlar beni benden aldı.
 Turan Oflazoğlu'nun yazdığı "Kösem Sultan", Aziz Nesin'in "Toros Canavarı", Bilgesu Erenus'un "Arka Bahçe"si ve Ziya Osman Saba'nın eserinden uyarlanan "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" ( Bu, izlemeyi en çok istediğim) bunlardan bazıları. Maksim Gorki'nin yazdığı Vassa Jeleznova, William Shakespeare'in Hırçın Kız, Bertolt Brecht'in yazdığı Galilei Galileo ile Harold Pinter'ın Eski Günler.

Ekim ayı biletleri satışa sunuldu.

10. Hayranı olduğum Goran Bregoviç'in 8 Ekim'de Küçükçiftlikpark'ta konseri var. Mutlaka gitmek istiyorum.

11. İstanbul Tanpınar Festivali, 30 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında hüküm sürecek.

12. Benim hiç kaçırmadığım İBB Kültür Sanat programlarına da göz atın. Gerçekten çok hoş söyleşi, sinema gösterimleri ve sergiler oluyor.

Devamı gelecek, biraz yoruldum;) Ya sizin önerileriniz neler, hadi bana bildirin.

22 Eylül 2010 Çarşamba

4. Beyoğlu Sahaflar Festivali- "Mecanin-i Kütüb"ce



                                                                        -14-28 Eylül, Taksim Gezi Parkı'nda buluşma-

  Düşünün ki, en sevdiğiniz şeyin binlercesi bir yere toplanıyor, üstelik onlara dokunmanıza hatta sahip olmanıza olanak veriliyor. Ve bu saadeti yılda sadece bir kez yaşayabiliyorsunuz. Ne yaparsınız?

  Benim yaptığımı.

  Beyoğlu Sahaflar Festivali'nden bahsediyorum. Bakmayın bu kadar geç yazdığıma, fuarı ilk gün ziyaret ettim.

  Fuarın bu yıl dördüncüsü düzenleniyor. Ve bu yıl, fuara İstanbul'un dört bir yanından sahaflar katıldı: Beyoğlu sahafları dışında, Kadıköy, Beyazıt, Moda, Şişli, Ortaköy, Beşiktaş'tan kitapçılar mevcut.

  Bu yıl, fuarın biraz daha profesyonelleştiğini gözlemledim. Fuar girişine devasa bir kütüphane maketi yapılması, fuara gelenlerin yemek yiyebileceği yerler konması, standların bu kez biraz daha düzenli yerleştirilmiş olması, muhakkak ki fuarı daha keyifli kılmıştı. Kitapçıların yanı başındaki çay bahçesinden (Artık "çay bahçesi" diyen kaldı mı ki, her yer "cafe" oldu.) gelen canlı müzik sesi, sanki kitapçılar arasında değil de, bir tatil akşamında dolaşıyorsunuz hissiyatını da ekliyor gününüze.

  Çok fazla kitap almadım. Ama çok fazla kitaba baktım. Kütüphanemi değilse de, gözlerimi kitaba doyurmuş oldum (En fazla bir ay).

  Fuara katılan sahaflar gelecek sene bu fuarı "uluslararası" düzeye eriştirmek istiyorlar; muhakkak o zaman daha da tadına doyulmaz olacaktır, ama bu şekliyle de ben gibi, belli konulara sapkınlığı olan kişiler için bulunmaz bir nimettir bu fuar. Bir konu üzerinde araştırma yapıyorsunuz, konu hakkında yazılmış tüm kitapları -piyasada olanları- okudunuz. Bulamadığınız kitaplar için de pek tabii sahafları dolaşacaksınız. İstanbul'un dört bir yanına gidecekken bu fuar sayesinde hepsini bir arada görüyorsunuz, bu bence araştırmacılar için büyük bir şans.

  Kitap diyorum; ama burada sadece kitap yok. Plaklar, eski fotoğraflar, gazeteler, dergiler, gravürler, kartpostallar, posterler, film afişleri... Gün içinde geçmişi yaşıyormuşsunuz hissi veren ne varsa, hepsi.


  Burada da kendi masalımı yazdım, şüphesiz. Bir kitabın ilk baskısına dokunurken bir zaman makinesindeymişçesine o tarihe gidip geldim. Eski kitaplarda kendimi bırakıp yazarların gözlerini aldım bir süreliğine. Onların görmediği bu yeni dünyayı gözlerimden izlediler. Ben o günleri onların gözlerinden seyrettim bir süre.

  Bir sahafla kısa bir sohbetimiz oldu. Korunmak için şeffaf bir dosyaya konmuş Osmanlı Türkçesiyle yazılmış bir gazeteye bakıp okumaya çalışıyorken, sahaf: "O gazete, Lozan Antlaşması yapıldığı gün çıkan gazete." dedi. Ölsem bulamayacağım bir hazineyi elimde tutuyordum yani.

  Sahafa bunları nasıl bulduklarını sordum: Ya vefat eden bir koleksiyonerin ailesi bizlere satar yahut bulup da ne olduğunu bilmeyenler tarafından bize getirilir, dedi. Karşımdaki yılların sahafıydı. Kim bilir elinden ne kitaplar, ne gazeteler geldi geçti, diye düşündüm içimden. Ben bile şurada paha biçilemez neler görmüştüm, öyle ya! Abdülcanbaz setlerini, İstanbul Ansiklopedisi'nin fasiküllerini, o -dile kolay- yüz yıl önceki gazeteleri, gelecek bana sorsa da gururla anlatsam.



  Benim neler aldığıma gelecek olursak, ilk gidişim olduğu, bir daha nasıl olsa gideceğim için çok fazla kitap almadım. Baş kahramanı bir at olan ve çok merak ettiğim Abbas Sayar'ın "Yılkı Atı"nı, hep bahsettiğim (üniversite yıllarında bir türlü bulamadığım) "Ramazanname"yi, biraz inceleyip harika bir kaynak olduğuna hükmettiğim İsmet Zeki Eyuboğlu'nun "Anadolu İnançları- Anadolu Mitologyası" adlı eserini, Peyami Safa'nın en özel romanı sayılan ilk ütopik romanımız "Yalnızız"ı ve daha önce okumuş olsam da Sabahattin Eyuboğlu'nun çevirisini görünce dayanamadığım Moliere'in "Cimri"sini kütüphaneme katmış bulunuyorum.

  (Bu vesileyle, söylemiş olayım: Tercüman 1001 Eser'i yayımlarken bence Türk Edebiyatı'na gelmiş geçmiş en büyük katkıyı sağladı. Bu kitapları bulursanız sakın kaçırmayın.)

                                                                    * * *

Oradan çıktığımda, o ana kadar nasıl anlamadığım şaşırdığım şekilde, ayaklarım feci ağrıyordu.

Ve elimde birkaç kitabın tozu vardı.

21 Eylül 2010 Salı

Kitabı Kazanan Kişi...


Katılan dört arkadaşıma teşekkür ederim. Çekilişi, daha önce de söylediğim gibi, eski usûlde yaptım. Ve kâğıdı 9 yaşındaki yeğenim çekti.

            
                                                        

   Memosami, adresini hemen sağ üstte yazdığım e-posta adresime bekliyorum. Tebrik ederim.
   Memosami'ye, Sabahattin Ali "Kürk Mantolu Madonna"sının yanında bir okuma lambası da göndereceğim.
                                              
          Kitabı okuduktan sonra, blogumda yayımlamak üzere kitaba dair bir yazı da isterim senden Memosami:)        
   İyi okumalar...   

12 Eylül 2010 Pazar

Çekilişe Son 48 Saat

2 gün kaldı, siz hâlâ katılmıyor musunuz?

 Orhan Pamuk, Sabahattin Ali, Tanpınar, Mine Söğüt, Turgut Uyar kitaplarından birini kazanmak istiyorsanız, yandaki "Kitap Hediye Ediyorum" fotoğrafına tıklayın lütfen:)


6 Eylül 2010 Pazartesi

Kitap Hediye Ediyorum Ahali, Duymayan Kalmasın!!!

 Çekilişin bitmesine 9 gün kaldı.
 Fotoğrafta da bir kitabı çekmeyi unutmuşum:)
 Vereceğim kitabın yanına bir de "kitap okuma lambası" ekledim. Bunu sürpriz olarak zaten gönderecektim; ama fotoğrafa da girmiş bulundu. Oda ışığıyla evdekileri rahatsız etmemek için kullandığım bir şey bu lamba. Kaldığınız sayfaya takıyorsunuz, hem sayfa kapanmıyor hem de sadece kitabı aydınlatmış oluyorsunuz.

 Verdiğim kitaplar, dallarında önemli yere sahip olan ve benim okumaktan hiç bıkmadıklarım.
 Katılmak isterseniz yan taraftaki fotoğrafa tıklayın, olsun bitsin:)

 Sevgiyle...